Aynı Kutuptan Olsun Lütfen
11 Aralık 2012
Zıt kutupların birbirini çekip çekmediği, yıllardır süregelen bir tartışmadır. Bilim dünyasının da “zıt kutuplar birbirini çekmez, insanlar, kendileri gibi düşünen ve hareket eden kişilerin arayışındadır” savını ortaya atmasından bu yana, kafalar iyice karışmış olabilir.

Her şeyden önce hangi noktaların söz konusu olduğuna bakmak lazım. Fiziksel özelliklerse konu, zıt kutupların birbirini çektiği gerçek olabilir. (bknz. danteller içinde salınan bir kadının dövmeli bir erkeğe aşık olması) Ancak olayı daha geniş bir çerçeveye taşırsak temel konulardaki zıtlıkların mutluluk getirdiğine inanmayanlardanım. Aklın çalışma şekli, değer yargıları, hayata bakış açısı, espri anlayışı, hedefler, zevkler ve ilgi alanları gibi konularda yakın durabilmenin mutluluğu artırdığını düşünüyorum.



Gayet tabii bu şekilde bakıldığında da ufak birtakım farklılıklar çekici gelebilir. Örneğin değişik ilgi alanlarına dair bir şeyler keşfetmek de şüphesiz hoş bir duygudur. İlişkiye güzellik katan “birbirini tamamlama” boyutundan da burada bahsedilebilir. Detaylara dikkat eden (bazen de içinde boğulan) kişilerle büyük resmi görmekte daha usta olanların birliktelikleri bu çıkarıma örnek olabilir.

Yalnız maalesef bu farklılıkları kabullenmeyip değiştirmeye çalışan insan grubunu da göz ardı etmemek gerekir. Sanata ilgi duyduğu için en sevdiği romanı zorla sevgilisine okutmak isteyenler, tutup kolundan müzelere götürenler ve türevleri... “Taşıma suyla değirmen dönmez” demem yeterli olur sanırım.

Her anlam ve bağlamda zıt kutupların birbirini çektiğine halen yürekten inananlar için ise, acaba diğer türlüsünü yaşadılar da mı bu fikre vardılar yoksa ellerindeki örnek bundan ibaret olduğu için mi, onu irdelemek lazım. Zira bir espriye karşılıklı kahkahalarla gülmenin, aynı roman üzerine konuşabilmenin, aynı filmlere heyecan duyabilmenin tadı gerçekten başkadır.

Hayat, vaktimizi nasıl geçirdiğimiz üzerine kurulu olduğuna göre, birlikte geçirilen zamandan alınan tatmindir esas olan. Benzer ruhlar daha az tartışma, daha çok tatmin demektir.

Bu tür ilişkiler içinde bulunmamış olanlara çizdiğim tablo sıradan ya da sıkıcı gözüküyorsa, o zaman hepimizden sadece birer tane var olduğunu hatırlatmak isterim.

P.S: “Zıt kutuplar” meselesine karşı olan grubun kendi içinde ayrıldıkları “davul dengi dengine” yaklaşımına sahip olanları vardır bir de. Yazının bütünlüğünü bozar düşüncesiyle dahil etmek istemedim ancak bu serbest bölgede paylaşılabilir diye düşünüyorum. Bu kişiler, ilişkilerde mutlu olmayı, fiziksel özellikler, maddi durum, din, sınıf, eğitim gibi alanlarda yakın dengelere sahip olmak gibi birtakım gerekliliklere dayandırır ve aksinin yalnızca filmlerde olduğunu iddia ederler. Gerçek hayatta da bunun olabildiği sırrını kulaklarına fısıldayıp, onlara rahat bir nefes aldıralım.