En Kalabalık Bekleme Odası
28 Ocak 2014

Son dönemlerin hızlı ve yoğun hayatlarının paketi içinde gelen bir “Şu proje bir bitsin rahat bir nefes alacağım.” “Şu çekim bir bitsin, başka bir şey istemiyorum”ları var. Aslında bu illüzyondan başka bir şey değil. Bugün A projesi, yarın B, ertesi gün C. Aslında hiç bitmeyecek. Hayat size sürekli birtakım roller verecek. O yüzden “bu da bitsin, şu da bitsin”lerle geçirmeyin şu dönemleri. Hiç düşünebiliyor musunuz, bir tiyatrocunun oyununu “bitse de gitsek” mantığında oynadığını. O varılacak noktaya giderkenki yol değil, varılacak noktanın ta kendisidir çünkü.



Sanki hepimiz kocaman bir oyunun oyuncularıyız ve bir şekilde elimize birtakım oyuncaklar veriliyor, bazılarını beğenmiyor ve başka oyuncaklar arıyoruz kendimize, buradaki zamanımızı daha güzel geçirelim diye. Çünkü bütün mesele bu! Çoğu zaman unutsak da, başka işlere, düşüncelere kapılsak da, bütün mesele buradaki zamanımızı nasıl daha güzel geçirebileceğimiz. O yüzden şu bekleme odasından çıkın artık! Cuma’yı beklemeyin, o projenin bitmesini beklemeyin, hamile kalmayı, çocuğunuzun büyümesini, evlenmeyi, boşanmayı, borçlarınızın bitmesini, yeni işe geçmeyi, o kitabı çıkarmayı beklemeyin. Bütün bunlar olduğunda kendinizi daha iyi hissedecek olabilirsiniz ama bunlar olana kadarki zamanı hayatın salonunda geçirebilecekken o kalabalık bekleme odasında sıkıntı çekmek niye?

Abraham Lincoln’ın çok sevdiğim bir sözü vardır: Geleceğin en güzel tarafı, her gün bir bir gelmesidir.
Siz o 1 günün hakkını verin yeter. İşte bu yüzden, tam da şimdi, çıkın o bekleme odasından!

begumb@gmail.com