The Companion – Eşlik Eden
06 Mayıs 2014
Eşlik etmek, eşlik edilmek ister insanoğlu. Hayat kimine göre uzun kimine göre çok kısadır ama her evresinde eşlik vardır. Sadece insanların birbirine eşliği değil bahsettiğim. Yolda yürürken eşlik eden sokak köpeğinden tekneyle yarışan yunuslara, taze çekilmiş bir espressonun yanındaki sigaradan rakıya koyduğumuz buz ve vazgeçilmezi mezeye, yorgunken yanımızda istediğimiz yastığa, aslında birbirini tamamlayan, bütünleyen, ayrıldığında eksik hissettiğimiz her şey için ‘eşlik’ diyebiliyoruz.

Bireyler arasında da çeşitli süre ve kademelerde eşlik ediyoruz hep. Muhabbete, yola, maça, hayata, bir ömre… Bu eşlikler ne kadar güzel bir tat bırakıyorsa ardında o kadar daim olabiliyor, keyif veriyor. Seçmeye, ayırmaya başlıyoruz tatlara göre, birlikteliğin nev’ine göre. Kimi zaman zorluyoruz, iki yaşında çocuk gibi silindirin yerine küpü sokmaya uğraşıyoruz, kenarından sarkınca ‘tamam’ diyoruz, düşüyor tabii. Davulun dengine, tencerenin kapağına bakmadan yürüyoruz. Dedim ya, kalan tada göre devam ediyor eşlik dediğimiz.

Bu haftaki programda da size ve tabii bana günün herhangi bir saatinde eşlik edebilecek bir set hazırladım. Yolda, evde, işte, okurken, muhabbette, her yerde güzel bir tını, zorlamayan ritimler, yumuşak vokaller, düşük hızlı parçalar ve umarım sizde bırakacağı güzel bir tat ile…



Açılış parçamız Almanya’nın en sevdiğimiz plak şirketlerinden Compost Records’ın Düsseldorf’lu sanatçısı Sello’nun Lovely Flies parçası. Sanki üç parça iç içe girmiş gibi bir duygu veriyor insana. Piyano ve bassline'ların dansı, arada verilen break'ler, esler, akorlar derken yumuşak yumuşak başlıyor eşlikçi setimiz.





İlk üç parça hafif Nicolas Jaar ve Quiet Village havasında geçtikten sonra aslen Hindistan’da yetişen, sonrasında Almanya’da yıldızı parlayan Pawas Gupta’nın Compassion adlı parçasına geçiyorum. Ruhani dünyayla bağı çok kuvvetli olan parçanın ismi de aslen eşlik etmenin en gerek duyulan hislerinden 'şefkat'.



Beşinci parça Slovakyalı Aleks Svaensson’dan Reunion. 1993’ten beri müzikle uğraşan Aleks’in prodüksiyonları ağırlıklı deep, hafif oynatan ve tabii birleştiren bir yapıya sahip.

Hemen arkasından son yılların değişemediğim plak şirketi Suol’den Daniel Bortz’un The Misery adlı çalışması. 1981 doğumlu Alman DJ/prodüktörün içinde bulunduğu oluşum aynı zamanda Fritz Kalkbrenner, Chopstick & JohnJon ve Till Von Sein’a da ev sahipliği yapıyor. Bu ekibe setlerimde bol bol yer veriyorum ve takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Piyanoların hafif şikayetkar vokallerle birleştiği The Misery’nin Nu ve yine Alman olan çılgın Acid Pauli’nin remix'ini çaldım.



Şikayetkar The Misery’i sanki sakinleştirmeye ve eşlik etmek için iknaya çalışan ‘that’s right’ sözleriyle başlayan Ian Pooley’in Kids Play adlı parçası takip ediyor. Gitarlar piyanoların yerine geçiyor, yaylılardan devam…

Hemen arkasından hafif oynak, ramazan davulu misali sağlı sollu aksaklı hissettiren Marco Finotelli ve takibinde daha önceki setlerimden de bildiğiniz Alain Ho geliyor sette.

Kapanışı ise Ricardo Miranda’nın Cant Funkwithdetroit adlı parçası ve Alkalino’nun Groove On’u ile yapıyorum. Biraz soul, biraz dinginlik, saksafonun pertlek sesi, lo-fi prodüksiyon ve tabii nasihat. Alkalino ise orjinali Moondog’un (Louis Thomas Hardin 1916-1999) Bird’s Lament’i olan Groove On ile sonlandırıyor seti.

Eşlik etmek için, eşlik etmek isteyenler için…

Bu set ve daha fazlası içinse;
https://soundcloud.com/aksak