Klasik Paket
06 Nisan 2015
İlkbahar'a başlarken seçtiğimiz 'klasikler' konusu size biraz garip gelmiş olabilir. Doğa renklenirken, biz neden siyah&beyaz'a büründük diye şaşırmış olabilirsiniz. Fakat biz bir 'durmak' istedik. Hızlı geçen zamana, yetişemediğimiz bilgi akışına, hapis olduğumuz sosyal medyaya, durmaksızın dönen tüketim dişlilerine bir dur demek istedik.
Sahi biz gerçekte ne seviyorduk, derinlerimizde neler vardı? Paketlerle değil, gerçek içeriklerle ilgilenmek istedik.

Biz şu an olduğumuz kişi haline nasıl geldik, hangi yollardan geçtik? Sosyal medya ve internetin olmadığı zamanlarda, aldıkları 'like' ile değil gerçekten sadece var olarak efsane olabilmiş insanlar dünyamıza nasıl girdiler, okuduğumuz yazarları nasıl keşfettik, o büyülü müzikleri nasıl duyduk, hangi harika filmlerden etkilendik, kısaca şu an bizi biz yapan gerçek ilhamları nerelerden aldık hatırlamak istiyoruz.

Bahar başlarken ve yeniden uyanırken yüzeysel güncel ile idare etmeyip, gerçek ve kalıcı her şeyi canlandırıyor olacağız. Çünkü sizi siz yapan klasikleriniz neler bulmanızı istiyoruz.
Ben ise, blank editörleri gibi öncelikle beni ben yapan 'klasiklerimi' değil, hiçbir zaman anlamlı bulamadığım modasal klasikler ve bu tür yaşam tarzı üzerine yazarak başlamak istiyorum.



Yaptığım işten dolayı çok fazla dergi içeriği inceliyor, stil röportajlarını okuyor ve moda odaklı sosyal medya kullanıcılarını takip ediyorum. Klasikler üzerine atılmış büyük başlıklar ve söylenmiş sözler beni hep çok düşündürüyor. Mesela çok fazla 'zamansız' bir stile sahip olmanın haklı gururunu taşıyanlar var, ya da siyah giyinmenin asilliğinden hoşlananlar, klasik parçalara yatırım yapma tavsiyelerinden tutun, stilin doğuştan geldiğini iddia edenler ve klasik stile sahip olmanın dayanılmaz üstünlüğüne ait birçok elitist sözler...Kafamda bu sözleri okuyunca hep şu soru belirir.

Klasik ve sofistike tarza sahip olanlar bu kadar seçici ve özelken, nasıl oluyor da hepsinin hayat tarzı, zevkleri, beğenileri, seçimleri birbirine bu kadar benziyor? Bu satın alınabilen bir tür paket mi? Yeni deneyimlere meraklılara, stilleri karışık olanlara, hala hayatta ne yapacağını bilemeyen spontan ruhlulara bıyık altından gülenler acaba kendi aralarında birbirlerine ne kadar benzediklerinin ve ne kadar güvende ama bir o kadar sıkıcı bir hayat yaşadıklarının farkındalar mı?



Adeta kendi aralarında sessizce anlaşma yapmış ve kurallar belirlemiş olan bu insanlar, sanki hayatlarını bu kurallara uymak ve bu özel ekip içine ait olmak ve onaylanmak için yaşıyor gibiler. Ne iş yapıyor oldukları, ne giydikleri, nasıl gözüktükleri, kimlerle arkadaş oldukları, hangi klüplere üye oldukları, hangi partilere davetli oldukları vs. hayat memat meselesidir. Onaylandıkça kendilerini iyi hissederler, yeni deneyimlere açık olan tanımsız & etiketsiz insanların yaşadıkları heyecanların hiçbirini yaşamayarak ne kaçırdıklarını umursamazlar bile. Sonuçta onların zamansız, ve kaliteli bir hayat tarzları vardır. Kaliteli, sofistike, seçkin, zamansız, lüks türevi birçok kelime onların hayatlarının anlamıdır, bu sıfatları kazanabilecekleri markalar geçidine verdikleri önemleri ve bu kısacık geçici hayatı yaşarken takındıkları bu büyük ciddiyet ve etiket kazanma çabası dışardan oldukça hüzünlü bir tablo olarak gözlemlenebilir.



Mesela, bana klasik pakedi seçmiş bir insan tarif et deseniz, hemen şu maddeleri sıralardım.
Yeni tanıştığı biri ile konuşmaya başlayınca ilk önce mezun olduğu okulu söyler, hele ki yabancı bir üniversite ise mutlaka vurgu yapar. Eee tabii nerde çalıştığı ve title'ı mutlaka eklenir.
Dolabında siyah ve beyaz hakimiyeti fazladır. Gri onun için alternatif renk sınıfına girer. Less is more adeta mottosudur. Ama bir beyaz gömleğe ya da çantaya servet ödeyebilir. Ayrıca dolabında zamansız parçadan geçilmez. Chanel, Hermès gibi herkes tarafından onaylanmış markaların çoğu imza ürününe sahiptir ve aynıları arkadaşlarında da vardır.



Aynı şekilde evinde de klasik renk kullanımı fazladır. Farklı renk kullanımından çok hoşlanmaz çünkü bir süre sonra sıkabilir. Hem bunun kombini daha kolaydır. Hatta alışveriş yaptıkları mağazalarla evinin dekoru aynı gibidir. Mermerler, beyaz siyah renk ağırlığında halılar, perdeler, aynalar hep aynı seçilmişlik mesajını ona hissetirir. Kulağına tatil için her zaman Capri, Fransız Rivierası, St Tropez iyi seçenekler olarak gelir. Valiz yaparken Jacqueline Kennedy Onassis'in tarzı ilham verir.
En sevdiği moda fotoğrafçısı Helmut Newton'dır ve evlerinde kitabını sergilemek için özel sehpası da bulunabilir. Ev dekorasyonunda mermere bayılır, tuvaletinde parlak siyah beyaz karolar vazgeçilmezdir. "Moda geçicidir, stil ise kalıcı." sözü sanki onun için söylenmiştir. Yves Saint Laurent çok etkileyicidir, hele o Marakeş'teki evi inanılmazıdır. Cartier saat bir vazgeçilmezdir, hele Love bilezik olmazsa olmazdır.Yanına da Hermès bilezik ekledik mi tamamdır. Zaten sorgusuz bir şekilde and içmiştir ki, Hermès Birkin ve Chanel çanta, Louis Vuitton valiz her klas kadının sahip olması gereken parçadır. Bunlara sahip oldukça içi rahatlar. Burberry trençkot, Christian Louboutin hep liste başındadır. Tom Ford parfümleri ile baş döndürmesi mümkündür. Autoban'a ev yaptırmak iç rahatlatır. Evin her köşesinde kocaman moda kitapları olmalıdır. Fornasetti ve mavi porselenler yardımcı oyunculardır. Sofia Coppola'nın tarzı ilham verir. Ah Audrey Hepburn'un "Tiffany'de Kahvaltı"daki hali ise çok klastır. Jane Birkin ve Serge Gainsbourg'un aşkı mutlak etkileyicidir vs.vs



Daha birçok klişe sıralayabilirim, tabii ki çok fazla genelleme yapıp, karikatürize ediyorum ve abartıyorum ve tabii ki bu listenin içindeki gerçekten saygıyı hak eden birçok marka, insan ve hikaye var. Ve kendi hikayesi ile bu akımı hayatlarına alan insanlar da tanıyorum. Ayrıca ben de çoğundan etkilendim ama dikkat çekmek istediğim şey şu, bunların hepsini sanki bir check list gibi bu çok seçici sofistike insanların hayatlarında toptan görüyoruz. Gerçekten bu kadar insan nasıl olur da bunlara bir kutsal kitap gibi inanır ve sorgusuz sever? Bu markaların kaliteli olduğu doğrudur ama gayet aynı kalite ve havalı modellere sahip sonsuz alternatif varken neden illa onların o ünlü modellerine sahip olmak gerekir? Yoksa güven vaad ettiği için mi? Yada bir statü hissi verdiği için mi? Bunu hiç düşündünüz mü? Sizce dünyada kaç kadın beyaz gömlek, altına siyah bir pantolon ve loafer giyip, altın halka küpelerini ve Cartier saatini takıp zamansız bir stili olduğunu düşünmüş ve kendini çok özel hissetmiştir?



Amacım bunun ne kadar büyük bir ezber olduğunu göstermek, hani siz nerdesiniz? Hani sizin hikayeniz? Nerde yaratıcılığınız? Zaten herkes tarafından bilinen ve maddi olarak imkani olan ve biraz moda dergisi okuyup Hollywood klasikleri izleyen her kadının kolayca uygulayabileceği bu formülü seçmek biraz kolaycılık değil mi?


Benim için, sokakta gördüğüm kendi yaptığı tatlı bir el örgüsü renkli hırka ile yürüyen kadın, ilk tanıştığımda kendinden çok da bahsetmeyen bir kadın, bu bahsettiğim markaların statü ifade eden ürünlerini hayatına sokmadan kendine güvenen bir kadın, renkleri seven, renklerin moodlarına hayran olan ve onların matematiğini çözen ve hayatının klasiklerinin üzerine durmadan yenisini eklemeye meraklı olan, bir akıma körü körüne bağlı olmayan, statü ima eden hiçbir şeye inanmayan, kendi yeni klasikler üretebilen, blank olan bir kadın gerçekten zamansızdır.