Bullitt
27 Kasım 2013
Başrollerini Steve McQueen, Robert Vaughn ve Jacqueline Bisset’nin oynadığı 1968 yapımı Bullitt’in posterlerde isimleri yazılmayan iki önemli başrol oyuncusu daha vardır aslında: Ford Mustang GT ve Dodge Charger 500…



Film tipik bir cesur polis – kötü adamlara karşı hikayesi etrafında dönse de, Bullitt’i dünyanın gelmiş geçmiş en unutulmaz filmleri arasına sokacak yanı senaryosu değil, filmin içerisinde iki muscle car’ın yokuşlu San Francisco sokaklarındaki tam 9 dakika 42 saniye süren amansız takip sahnesi olur.

Steve McQueen yakın çekimlerin tümünde direksiyon başındadır ve altında 325 beygir gücünde V8 motora sahip bir Ford Mustang vardır. Arkadaşlarını öldüren kiralık katilin otomobiline rastlayınca müthiş kovalamaca sahnesi başlar. Kovaladığı araba da hiç fena değildir hani, 370 beygir gücünde Magnum V8 motora sahip bir Dodge Charger.



Kovalama sahnesinin çekimi 3 hafta sürer. Filmin yönetmeni sahneyi çekerken 120-130 km limitinin geçilmemesini tembihlemesine rağmen zaman zaman otomobiller şehir içinde saatte 180 km’lik hıza ulaşırlar.

Sürücülerin görüş açılarını da kapsayan çok farklı kamera açılarından çekilen sahnenin montajı film tarihine geçer ve Hollywood takip sahne standartlarında yeni bir çıta belirler. Montaj dalında Frank Keller bu sahne sayesinde Oscar kazanır.

Peki sahnenin çekiminde kullanılan otomobiller kazasız belasız atlatabilirler mi bu 10 dakikalık bölümü? Tabii ki hayır. Çekimlerde görev alan 2 Ford Mustang GT ve 2 Dodge Charger 500’ün başına defalarca talihsizlikler gelir. Mustang’in yolcu kapısı göçer, Charger 5 kez jant kapağı düşürür. Hatta bir sahnede Charger kameraya dahi çarpar.

Amerikan otomobillerinin ikonik kahramanlarının başrol oyuncuları kadar ön planda olduğu, motor gürültüsü, lastik kokusu, metal gıcırtısının hafızalara kazındığı Bullitt her otomobil tutkunu olan erkeğin DVD koleksiyonunda bulundurması gereken bir film.



Sizi bu takip sahnesi ile başbaşa bırakmadan önce Dedektif Bullitt’in (Steve McQueen) kullandığı Ford Mustang’in şu an nerede olduğunun tam olarak bilinmediğini belirtmeliyim.

Filmde kullanılan Mustang GT’lerden bir tanesi çok fazla hasar aldığı gerekçesiyle film bitiminde parçalara ayrılıp, otomobil mezarlığının yolunu tutmuş. Geri kalan son Mustang’i ise bir Warner Brothers çalışanı satın almış. Çok defa el değiştiren otomobili Steve McQueen 1977 senesinde satın almak istese de bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış. Bu dünyanın en ünlü Ford Mustang GT’si daha sonra ardında iz bırakmadan kayıplara karışmış.

Bu kadar laf yeter. Hadi 3 Amerikan efsanesinin (McQueen, Ford Mustang, Dodge Charger) birlikte yer aldıkları o efsane sahneyi seyredelim.

Lights, motors and action!