Elveda
04 Şubat 2014
Oscar ödüllü ünlü oyuncu Philip Seymour Hoffman New York'taki evinde ölü bulundu.

O oynuyorsa o filmi izlerdim ben. İyi olduğunu bilirdim genelde. Hikaye akmasa da onun sahneleri için seyrederdim. Philip Seymour Hoffman aramızdan ayrıldı. Artık gözüm kapalı gideceğim filmler azaldı. New York’taki evinde ölü bulunan 46 yaşındaki Hoffman’ın ölüm sebebinin aşırı doz olduğu söyleniyor. Hoffman’a selam çakmak ve onun lezzetli oyunculuğunu hatırlamak için tamamen otobiyografik bir liste yaptım. Herkesin Hoffman sevdası başkadır. Benimki Boogie Nights ile başlar… Yapım yılı 1997’ymiş. Sinemada seyredip Hoffman’ın büyüsüne ilk kapıldığım film. 5 filminde birlikte çalıştığı yönetmen Paul Thomas Anderson’ın dehasına bana Hoffman’ı tanıştırdığı için her zaman şükrederim.



Ardından 98 tarihli Coen Biraderler'in The Big Lebowski filmini seyrettiğimde Hoffman’ın yeri kafamda daha da sağlamlaştı, her filmini seyrederim hissiyatı 99 tarihli Magnolia filmiyle oluştu. 2 senede Hoffman fanı olmuştum. Sonra The Talented Mr Ripley’de karşılaşıp, selamlaştık bir nevi. Lester Bangs’in Almost Famous filminin ardından yine bir Paul Thomas Anderson filmi Punch Drunk Love’da sevdamızı pekiştirdik. Ardından Capote geldi. En sevdiğim yazarlardan biri en sevdiğim aktörle buluştu. Film bana göre aksayan senaryosuyla en sevdiklerim arasına girmese de Hoffman Akademi’den tam notu aldı ve uzun zamandır hakettiği Oscar’ı evine götürdü.



Dedim ya bu benim otobiyografik Hoffman listem. Öyle ki saydığım her filmi o anki duygu durumumla birlikte sayfalarca yazabilirim.
Capote’den sonra Before The Devil Knows You’re Dead filminde döndürdüğü dolaba kızıp küsmeye yaklaştığımı, The Savages’da kız kardeşiyle yaşadığı ilişkiye üzüldüğümü, Doubt filmindeki suçlanan haline sinirlendiğimi hatırlıyorum. O kadar iyi oynuyordu ki her rolünü gerçek sanıp, üzerime alındım, ekranla konuşup kızan, konuşan yaşlı teyzelere dönüverdim onunla. Ve the Master’da hiçbir yere varmayan kötü senaryosuna rağmen, bir kez daha onu çoktandır takip ettiğime sevindim.
Sundance Festivali’nde geçtiğimiz ay görücüye çıkan A Most Wanted Man ve God’s Pocket filmlerinin de tüm saydığım bu filmler gibi hayatımda özel yerleri olacağına eminim. Hoffman benim 97’den beri yakın arkadaşım, hayatımın şahidiydi, bundan sonra onun kadar hayatıma dahil edebileceğim biri çıkar mı emin değilim.
Huzur içinde yat.